Soru: Kendime yeni bir msn adresi açtım. Eski MSN adresimdeki kişilerimi yeni msn adresime nasıl aktarabilirim?
Cevap: Öncelikle eski MSN adresinizi açın. Sonra MSN Messenger ana penceresinde üst menüde Kişiler > Kişi Listeni Kaydet sekmelerine gelin. Kişi listenizi istediğiniz dizine kaydettikten sonra yeni MSN adresini açın. Ardından Kişiler > Dosyadan Kişi Al seçeneğine tıklayın ve kişi listenizi bulunduğu dizinden seçin. Kişi listeniz hayırlı olsun
Soru: Kişi listemi nasıl yedeklerim?
Cevap: Yukarıda ki gibi Kişiler > Kişi Listeni Kaydet bölümlerinden listenizi yedekleyebilirsiniz.
Soru: MSN Messenger ana penceresinde ki kişi avatarları çok büyük. Bunları nasıl küçültebilirim?
Cevap: MSN Messenger ana penceresinde üst menüden Kişiler > Görüntü Resimlerini Değiştir takip ederek gerekli ayarı yapabilirsiniz.
Soru: Listemde ki kişileri nasıl Çevrimiçi-Çevrımdışı olarak listeleyebilirim?
Cevap: Messenger ana penceresinde üst menüden Kişiler > Kişileri Sırala > Çevrimiçi/Çevrimdışı Durumu olarak seçerseniz hallolacaktır.
Soru: Çoklu bir konferansta tanımadığım kişileri msn adresime nasıl ekleyebilirim?
Cevap: Konuşma penceresinde Eylemler > Kişileri Ekle dediğinizde karşınıza çıkacak pencerede eklemek istediğiniz kişinin nickini çift tıklatırsanız eklenecektir.
Soru: Web kameram olduğunu listemdeki kişilerden nasıl gizlerim?
Cevap: MSN Messenger ana penceresinden Araçlar > Seçenekler penceresine geldiğinizde en altta Web kameram olduğunu başkalarının görmesine izin ver seçeneğini deaktif etmelisiniz.
Soru: MSN Adresimi her açtığımda MSN Today diye bir pencere açılıyor. Bunu nasıl önleyebilirim?
Cevap: MSN Messenger ana penceresinden Araçlar > Seçenekler penceresinde Genel sekmesine tıklayın. Ardından Messenger ‘da oturum açıldığında MSN Today’i görüntüle seçeneğini deaktif etmeniz yeterli olacaktır.
Soru: Titreşim alımını ve gönderimini nasıl engellerim?
Cevap: MSN Messenger ana penceresinden Araçlar > Seçenekler penceresinde İletiler sekmesine geldiğinizde Titreşim göndermeme ve almama izin ver seçeneğini deaktif etmeniz yeterli olacaktır.
Soru: MSN Messenger’da konuşmalarımı herhangi bir eklentiye ihtiyaç duymadan nasıl kaydederim?
Cevap: MSN Messenger ana penceresinden Araçlar > Seçenekler penceresinde İletiler sekmesine geldiğinizde altta ki İleti Geçmişi bölümünde Görüşmelerin geçmişini otomatik olarak sakla seçeneğini aktif etmelisiniz. Görüşmelerin saklandığı yeri alttaki Konuşmalarını Bu Klasöre Kaydet bölümünden ayarlayabilirsiniz.
Soru: Dosya alımında dosyalarımın Belgerim > Alınan Dosyalarım dizinine gitmesini istemiyorum. Bunu nasıl değiştirebilirim.
Cevap: MSN Messenger ana penceresinden Araçlar > Seçenekler ve Dosya Aktarımı sekmesine gelin. Alınan Dosyaları Bu Klasöre Kaydet seçeneğini aktif edin ve hemen altta kullanmak istediğiniz dizini seçin.
Soru: Beni MSN listesinden silen kişileri nasıl görebilirim?
Cevap: MSN Messenger ana penceresinde Araçlar > İletiler > Gizlilik sekmelerine tıkladıktan sonra karşınızda ki listede sizi silip-silmediğini öğrenmek istediğiniz kişinin üzerine ters tıklatın. Eğer Sil seçeneği aktifse karşı taraf sizi silmiş demektir.
Soru-cevap şeklinde püf noktalardan bahsettikten sonra aklıma gelen birkaç püf noktasını da eklemek istiyorum;
{*} MSN Messenger’da size aktarılan dosyaları açmadan önce bir antivirüs’e taratabilirsiniz. Hemde otomatik olarka. Yapmanız gereken; MSN Messenger ana penceresinden Araçlar > Seçenekler ve Dosya Aktarımı sekmesine gelin. Ardından, Dosyalarda Virüs Taramasında Bu Uygulamayı Kullanın seçeneğini aktif edin. Aktif ettikten sonra altta Göz at düğmesi ile PC’nizde yüklü antivirüs’ü Program Files’tan seçin. Ardından size her dosya geldiğinde dosya aktarımı biter bitmez antivirüs’ünüz o dosyayı tarıyacaktır. (NOD32 Antivirüs’ü ile denenmiştir)
{*} Çoğu kişi bunu bilmez. Kişiler MSN üzerinden karşı tarafa kendi kişisel smileylerini gönderdikleri sırada DOS’tan çalıştırdıkları bir komutla yada program yardımıyla karşı tarafın IP’sini rahatlıkla alabiliyorlar. Kişisel Smiley’leri almamak istiyorsanız MSN Messenger ana penceresinde Araçlar > Seçenekler > İletiler sekmelerini takip ettikten sonra Özel İfadeleri Göster seçeneğini deaktif etmeniz yeterli olacaktır.
26 Temmuz 2007 Perşembe
Kola içtiğimizde vücüdumuzda neler olur?
İlk 10 dakika: 10 çay kaşığı şeker almış vücudunuza girer (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar). Fosforik asit tat alma duyunuzu keser ve aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller.
20 dakika: Kan şekerinizde ani bir yükselme olur, yüksek miktarda insülin patlamasına neden olur. Karaciğeriniz vucudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir. Bu sadece bir kaç dakika içinde olur
40 dakika: Kafein absorbsiyonu tamamlanır. Göz bebeklerniz büyür. kan basıncınız yükselir, karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar. Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur.
45 dakika: Beyninizde dopamin salgısı artar. Bu tıpkı eroinin vücuttta yaptığı tepkimelere benzer.
60 dakika: Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı).Buda vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinkonun da beraberde dışarı atılması demek.Bir süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vucüdunuzda kola ile alığınız ütün su tekrar dışarı atıldığı için sussuzluğunuz tekrar hissedeceksiniz. Şekeri ihtiyacını takiben, kafein isteğide başlayacak (sigara da ki gibi) Ama ne de olsa başka bir kola içersiniz ve geçer dimi
Etiketler:
coca cola,
kola,
kola içince ne oluyor
Sadece filmlerde olan 25 şey
1. Gitmek istediğiniz binanın karşısında veya önünde kolaylıkla park edecek bir yer bulabilirsiniz
2. Taksiye para verirken, cüzdanınıza bakmayın rasgele elinize bir miktar para alın kesinle doğru miktarda para vermiş olacaksınız.
3.Televizyon veya radyo haberleri doğrudan sizinle alakalı, sizi de etkileyecek bir haberdir
4.Her kapıyı bir kredi kartıyla veya ataçla açabilirsiniz. Ancak bu içerde çocuk bulunan yanan bir binanın kapısıysa işler değişir
5.Eğer birden sokakta içinizden dans etmek geldiyse, herkes önceden o kareografiyi çalışmış gibi size katılır.
6.Bütün bombaların üstünde, kocaman kırmızı rakamlar olan elektronik bir ekranla beraber gelir. Böylece ne zaman patlayacağını bilebilirsiniz.
7.Eiffel kulesi Paris’te her binadan her pencereden görülebilir.
8.Her polis memuru emekliliğine bir kaç gün kala hayatında hiç olmadığı kadar ölüme yaklaşır.Hele ki ailesi onun için bir parti düzenliyorsa
9.Arabalar asla benzine ihtiyac duymaz, eğer ki biryarışa katıldılarsa ortasında bitebilir ama
10.Her yalnız kadının bir kedisi vardır.
11.Eğer birden fazla düşmanla çevrilmiş bir kareteciyseniz, düşmanlarınız siz ortada dans ederken teker teker saldırmayı tercih ederler.
12.Bir alman askeriyle konuşmak için almanca bilmenize gerek yok, alman aksanıyla ingilizce konuşsanız o sizi anlar. Hatta nazi kampındaki alman askerleri kendi aralarında ingilizce konuşmayı tercih ederler. Bu uzaylılar içinde geçerlidir.
13.Eğer telsizi kapattıysanız, tam o anda birinin size ihtiyacı olacaktır
14.Arabalar tek kurşunla patlar.
15.Eğer birileri tarafından kovalanıyorsanız, elbet aralarına karışıp kendizi kaybettirebileceğiniz bir festival kalabalığı bulabilirsiniz.
16.Havalandırma sistemleri bir binadaki en iyi saklanma yerleridir. hiç kimse oraya saklandığnızı tahmin edemez ve bütün binayı rajatlıkla dolaşabilirsiniz.
17.Her savaştan sağ salim çıkabilirsiniz taki sizi bekleyen birinin fotoğrfını başkasına göstermedikçe.
18.Bir kişi 20 kişiye ateş açınca onun hepsini öldürebilme ihtimali, 20 kişinin bir kişiyi öldürme ihitmalinden yüksektir.(buna stallone kanunu denir)
19. Işığı kapatıp yatağınıza gideceğinizde, odanız yine de aydınlıktır önünüzü görebilirsiniz.
20.Çirkin bir kız birden bir sinema yıldızına veya okul balosundaki güzellik yarışmasında birinciye dönüşebilir. Tek yapması gerek gözlüklerini çıkarmak ve biraz da saçları dağıtmak.
21.Sadece basit bir kurşunla öldürebilecekken,, megalomanyak kötü insanlar onları ya bir füzeye bağlari ya zehirli bir gaz ile, lazerle veya köpek balıklarının içine atarakdüşmanını öldürmeyi tercih eder.
22.Elektrikli bir testereyi ihtiyacınız olduğu her an bulabilirsiniz.
23.Amerikada her gaz istasyonunda arka cebinde kırmızı bir bez taşıyan bir pompacı olur.
24.Her polis araştırmasında en az bi kere bir gece kulübüne gitmek gerekir.
25.Üflemeli çalgılar hariç herhangi bir müzik enstüramnını parmaklarınızı oynatmadan çalabilirsiniz.
DonanımHaberden alıntıdır
2. Taksiye para verirken, cüzdanınıza bakmayın rasgele elinize bir miktar para alın kesinle doğru miktarda para vermiş olacaksınız.
3.Televizyon veya radyo haberleri doğrudan sizinle alakalı, sizi de etkileyecek bir haberdir
4.Her kapıyı bir kredi kartıyla veya ataçla açabilirsiniz. Ancak bu içerde çocuk bulunan yanan bir binanın kapısıysa işler değişir
5.Eğer birden sokakta içinizden dans etmek geldiyse, herkes önceden o kareografiyi çalışmış gibi size katılır.
6.Bütün bombaların üstünde, kocaman kırmızı rakamlar olan elektronik bir ekranla beraber gelir. Böylece ne zaman patlayacağını bilebilirsiniz.
7.Eiffel kulesi Paris’te her binadan her pencereden görülebilir.
8.Her polis memuru emekliliğine bir kaç gün kala hayatında hiç olmadığı kadar ölüme yaklaşır.Hele ki ailesi onun için bir parti düzenliyorsa
9.Arabalar asla benzine ihtiyac duymaz, eğer ki biryarışa katıldılarsa ortasında bitebilir ama
10.Her yalnız kadının bir kedisi vardır.
11.Eğer birden fazla düşmanla çevrilmiş bir kareteciyseniz, düşmanlarınız siz ortada dans ederken teker teker saldırmayı tercih ederler.
12.Bir alman askeriyle konuşmak için almanca bilmenize gerek yok, alman aksanıyla ingilizce konuşsanız o sizi anlar. Hatta nazi kampındaki alman askerleri kendi aralarında ingilizce konuşmayı tercih ederler. Bu uzaylılar içinde geçerlidir.
13.Eğer telsizi kapattıysanız, tam o anda birinin size ihtiyacı olacaktır
14.Arabalar tek kurşunla patlar.
15.Eğer birileri tarafından kovalanıyorsanız, elbet aralarına karışıp kendizi kaybettirebileceğiniz bir festival kalabalığı bulabilirsiniz.
16.Havalandırma sistemleri bir binadaki en iyi saklanma yerleridir. hiç kimse oraya saklandığnızı tahmin edemez ve bütün binayı rajatlıkla dolaşabilirsiniz.
17.Her savaştan sağ salim çıkabilirsiniz taki sizi bekleyen birinin fotoğrfını başkasına göstermedikçe.
18.Bir kişi 20 kişiye ateş açınca onun hepsini öldürebilme ihtimali, 20 kişinin bir kişiyi öldürme ihitmalinden yüksektir.(buna stallone kanunu denir)
19. Işığı kapatıp yatağınıza gideceğinizde, odanız yine de aydınlıktır önünüzü görebilirsiniz.
20.Çirkin bir kız birden bir sinema yıldızına veya okul balosundaki güzellik yarışmasında birinciye dönüşebilir. Tek yapması gerek gözlüklerini çıkarmak ve biraz da saçları dağıtmak.
21.Sadece basit bir kurşunla öldürebilecekken,, megalomanyak kötü insanlar onları ya bir füzeye bağlari ya zehirli bir gaz ile, lazerle veya köpek balıklarının içine atarakdüşmanını öldürmeyi tercih eder.
22.Elektrikli bir testereyi ihtiyacınız olduğu her an bulabilirsiniz.
23.Amerikada her gaz istasyonunda arka cebinde kırmızı bir bez taşıyan bir pompacı olur.
24.Her polis araştırmasında en az bi kere bir gece kulübüne gitmek gerekir.
25.Üflemeli çalgılar hariç herhangi bir müzik enstüramnını parmaklarınızı oynatmadan çalabilirsiniz.
DonanımHaberden alıntıdır
Bilgisayarınızda 4 Ayrı Masaüstü olmasını ister misiniz?
Bu program masaüstünüzü bir küp şeklinde yaparak 4 ayrı masaüstünüzün olmasını sağlıyor.
Bu sayede kimse masaüstünde ne yaptıgınızı anlayamıyacak.. 2 tuşa basarak diğer masaüstüne geçebilirsiniz.. Tuş kombinasyonunu kendinize göre ayarlayabiliyorsunuz.Ctrl'a basılı tutup sağ sol yön tuşlarıyla küpü döndürebiliyorsunuz..
indir
Etiketler:
desktop,
desktop program,
geometri,
küp,
Masaüstü,
masaüstü efekt,
masaüstü küp,
masaüstü programı
Berlusconi'nin espri anlayışı...
yorumlarda başkası oldugunu yazan biri vardı boşuna adamın günahını almayalım
Etiketler:
berlusconi,
eski italya başbakanı,
metacafe,
milan başkanı
Hz.Ali'nin Bir Kılıç Darbesi..!
ilk müslüman, Kabe'de dünyaya gelen tek insan ve hayatı boyunca Allah'tan başka bir şeye tapmamış ilk müslümandır
Hz. Ali (a.s) ile Amr b. Abduved arasında kısa ama hararetli bir konuşma geçmesi, iki Arap pehlivanının mücadelesinin ne denli zor geçeceğinin habercisiydi.
Amr, karşısına geçmeye cesaret edenin Hz. Ali (a.s) olduğunu fark ettiğinde kendisini bu işten alıkoyacak cümleler sarf ediyordu:
“Ey Ali! Amcaların arasında sen pek de naçiz bir savaşçısın. Müslümanlar arasında senden büyük başka bir kimse yok muydu? Ağzından süt kokusu gelmekteyken, kendini aslanın pençesine niye atıyorsun?...”
Hz. Ali (a.s) ise, beklemeden küstah Amr b. Abduved’e cevabını verdi: “Ey Amr! Boş konuşuyorsun. Ölümün benim elimden olacak ve toprağı senin kanınla boyayacağım.”
Ve dövüş başlamıştı... Atağa ilk olarak kalkan Amr bin Abduved idi. O, kılıcıyla Hz. Ali (a.s)’ın başına büyük bir darbe indirmek istese de, İmam savaş mahareti ve çevikliğiyle bu ağır darbeyi atlatmıştı. Ne var ki, Amr’ın darbesi öyle ağır ve şiddetliydi ki, imamın zırhını ikiye bölmüş, başını yaralamıştı.
Hz. Ali (a.s) ise, hiç beklemeden kendine özgü bir taktikle çatal kılıç Zülfikar’ı, Amr’ın atının ayaklarına doğru kuvvetlice savurdu. Beklemedik hamle karşısında atı sendelemiş ve kendisini yerde bulmuştu. Koca gövdesiyle yere yığılıp kalmıştı.
Bu sırada, savaş meydanını büyük bir toz bulutu kaplamış, her iki tarafın askerleri de sesli düşünmeye başlamışlardı. Bir taraftan Amr b. Abduved gibi Arapların en büyük pehlivanı, diğer taraftan da düşmanlarını iki darbeye fırsat kalmadan tek darbeyle öldüren Hz. Ali (a.s). Her iki taraf da bu çarpışmanın, savaşın kaderini etkileyeceğini düşündüklerinde bakışları daha da keskinleşiyor, eller gökyüzüne duaya kalkıyordu.
Toz bulutu içerisinde yapılan kıyasıya mücadelede kimin üstünlük sağladığı belli olmazken, münafıklar Amr’ın, kendilerine en büyük engel gördükleri Hz. Ali (a.s)’ı öldürdüğü hissine kapılmışlardı. Onların bu zanları, Hz. Ali (a.s)’ın tekbir sesine dek sürdü. Zira Hz. Ali (a.s)’ın tekbir nidası, zaferin de habercisiydi.
Hz. Ali (a.s), toz bulutu içerisinde mübarek alnından süzülen kan damlaları ve ince bir tebessüm ile ağır ağır İslam Peygamberi’ne doğru gelirken, Müslümanlar Şah-ı Merdan’ı tekbir nidalarıyla karşılıyorlardı.
Toz yığını yavaş yavaş kalkarken, Amr’ın başsız bedeni meydanın orta yerinde gözükür olmuştu. Müslümanlar akıllardan silinmeyecek bu tabloyu görmelerinden sonra, yüzlerindeki cesaret çizgileri daha da belirginleşmiş, ifadeleri daha da sertleşmişti.
Şirk ordusu tarafındaysa, meşhur kahramanlarının cansız bedenini görmelerinden sonra ürpertici bir sessizlik hâkim olmuş, Mekke’den Medine’ye dek süren sevinç ve haykırışları, yerini gözle görülen tedirginliğe ve endişeli bakışlara bırakmıştı.
Hz. Ali (a.s), müşrikleri bir kez daha ümitsizliğe ve manevî çöküntüye mahkûm etmişti. Mutlak zafer parolasıyla gelen müşrikler, Amr’ın öldürüleceğini hiç de hesap etmemişlerdi. Arapların meşhur pehlivanının ölümü, şirk ordusuna telâfisi mümkün olmayan bir darbe indirmiş, ümitlerini boşa çıkarmıştı.
Bu zaferden dolayı sevincini izhar eden Resulullah (s.a.a) Hz. Ali (a.s)’a hitaben şöyle buyurdu: “Senin bu zaferin, Muhammed ümmetinin amellerinin tümüyle kıyas edildiğinde, şüphesiz senin bu müthiş zaferin ağır gelecektir. Çünkü Amr’ın öldürülmesiyle, zilletin girmediği müşrik evi ve izzetin girmediği Müslüman evi kalmamıştır.”[2]
Ehl-i Sünnet alimlerinden Hâkim-i Nişaburî bu sözü başka bir tabirle şöyle naklediyor: “Ali b. Ebu Talib’in Hendek günü, Amr b. Ahduved ile yaptığı savaş, ümmetimin kıyamete kadar yapacağı amellerden daha üstündür.”[3]
Müşriklerin, Amr b. Abduved’in gölgesinde İslam’ı yok etme hedefiyle Medine sınırlarına kadar gelmeleri ve bitmez tükenmez ısrarlarının son bulması, yukarıdaki tarihî sözün hikmetini ortaya koymaya yetecektir. Diğer taraftan bu hadisenin gerçekleştiği zaman diliminde, İslam’ın yeni filizlenen bir din olması ve içinde barındırdığı münafıkların sinsi planlarının gerçekleşememesi, bu zaferin ne denli öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Hz. Ali (a.s)’ın hem Peygamber’in hayatı içerisinde, hem hayatından sonra defalarca İslam dinini yok olmaktan kurtardığını, böylelikle tarihî bir seyirle incelemiş olduk. Peygamber’in Medine’ye hicret ettiğinde ölüm yatağında yatan, Bedir’de müşriklerin büyüklerini öldürerek şimşekleri üstünde toplayan, Uhud’da Müslümanlar müşriklerin çemberi altında kalmasıyla firar ederken Peygamber’in yanından ayrılmayıp, kendisini ona siper eden, Hayber’de Yahudilerin geçit vermez kalesini fetheden ve kapısını zırh olarak kullanan ondan başkası değildi. Onun fedakârlık ve kahramanlıkları, ormanlar kalem, okyanuslar mürekkep olsa yazmakla bitmez, bitirilemez...
[1] - Bihar’ul-Envar, c.20, s.215; İbn-i Ebi’l-Hadid, Şerh-i Nehc’ül-Belâğa, c.4, s.244, İhkak’ul-Hak’tan naklen.
[2] - Bihar’ul-Envar; c.20, s.216.
[3] - Müstedrek-i Hâkim, c.3, s.32.
“La fetta illa Ali, la seyfe illa Zülfikâr” (Ali’nin üstüne yiğit, Zülfikâr’ın üstüne kılıç yoktur)
Hz.muhammed (s.a.v) : Ey ali senin bu zaferin ümmetimin kıyamete kadar olan ibadetinden daha yücedir
Hz. Ali (a.s) ile Amr b. Abduved arasında kısa ama hararetli bir konuşma geçmesi, iki Arap pehlivanının mücadelesinin ne denli zor geçeceğinin habercisiydi.
Amr, karşısına geçmeye cesaret edenin Hz. Ali (a.s) olduğunu fark ettiğinde kendisini bu işten alıkoyacak cümleler sarf ediyordu:
“Ey Ali! Amcaların arasında sen pek de naçiz bir savaşçısın. Müslümanlar arasında senden büyük başka bir kimse yok muydu? Ağzından süt kokusu gelmekteyken, kendini aslanın pençesine niye atıyorsun?...”
Hz. Ali (a.s) ise, beklemeden küstah Amr b. Abduved’e cevabını verdi: “Ey Amr! Boş konuşuyorsun. Ölümün benim elimden olacak ve toprağı senin kanınla boyayacağım.”
Ve dövüş başlamıştı... Atağa ilk olarak kalkan Amr bin Abduved idi. O, kılıcıyla Hz. Ali (a.s)’ın başına büyük bir darbe indirmek istese de, İmam savaş mahareti ve çevikliğiyle bu ağır darbeyi atlatmıştı. Ne var ki, Amr’ın darbesi öyle ağır ve şiddetliydi ki, imamın zırhını ikiye bölmüş, başını yaralamıştı.
Hz. Ali (a.s) ise, hiç beklemeden kendine özgü bir taktikle çatal kılıç Zülfikar’ı, Amr’ın atının ayaklarına doğru kuvvetlice savurdu. Beklemedik hamle karşısında atı sendelemiş ve kendisini yerde bulmuştu. Koca gövdesiyle yere yığılıp kalmıştı.
Bu sırada, savaş meydanını büyük bir toz bulutu kaplamış, her iki tarafın askerleri de sesli düşünmeye başlamışlardı. Bir taraftan Amr b. Abduved gibi Arapların en büyük pehlivanı, diğer taraftan da düşmanlarını iki darbeye fırsat kalmadan tek darbeyle öldüren Hz. Ali (a.s). Her iki taraf da bu çarpışmanın, savaşın kaderini etkileyeceğini düşündüklerinde bakışları daha da keskinleşiyor, eller gökyüzüne duaya kalkıyordu.
Toz bulutu içerisinde yapılan kıyasıya mücadelede kimin üstünlük sağladığı belli olmazken, münafıklar Amr’ın, kendilerine en büyük engel gördükleri Hz. Ali (a.s)’ı öldürdüğü hissine kapılmışlardı. Onların bu zanları, Hz. Ali (a.s)’ın tekbir sesine dek sürdü. Zira Hz. Ali (a.s)’ın tekbir nidası, zaferin de habercisiydi.
Hz. Ali (a.s), toz bulutu içerisinde mübarek alnından süzülen kan damlaları ve ince bir tebessüm ile ağır ağır İslam Peygamberi’ne doğru gelirken, Müslümanlar Şah-ı Merdan’ı tekbir nidalarıyla karşılıyorlardı.
Toz yığını yavaş yavaş kalkarken, Amr’ın başsız bedeni meydanın orta yerinde gözükür olmuştu. Müslümanlar akıllardan silinmeyecek bu tabloyu görmelerinden sonra, yüzlerindeki cesaret çizgileri daha da belirginleşmiş, ifadeleri daha da sertleşmişti.
Şirk ordusu tarafındaysa, meşhur kahramanlarının cansız bedenini görmelerinden sonra ürpertici bir sessizlik hâkim olmuş, Mekke’den Medine’ye dek süren sevinç ve haykırışları, yerini gözle görülen tedirginliğe ve endişeli bakışlara bırakmıştı.
Hz. Ali (a.s), müşrikleri bir kez daha ümitsizliğe ve manevî çöküntüye mahkûm etmişti. Mutlak zafer parolasıyla gelen müşrikler, Amr’ın öldürüleceğini hiç de hesap etmemişlerdi. Arapların meşhur pehlivanının ölümü, şirk ordusuna telâfisi mümkün olmayan bir darbe indirmiş, ümitlerini boşa çıkarmıştı.
Bu zaferden dolayı sevincini izhar eden Resulullah (s.a.a) Hz. Ali (a.s)’a hitaben şöyle buyurdu: “Senin bu zaferin, Muhammed ümmetinin amellerinin tümüyle kıyas edildiğinde, şüphesiz senin bu müthiş zaferin ağır gelecektir. Çünkü Amr’ın öldürülmesiyle, zilletin girmediği müşrik evi ve izzetin girmediği Müslüman evi kalmamıştır.”[2]
Ehl-i Sünnet alimlerinden Hâkim-i Nişaburî bu sözü başka bir tabirle şöyle naklediyor: “Ali b. Ebu Talib’in Hendek günü, Amr b. Ahduved ile yaptığı savaş, ümmetimin kıyamete kadar yapacağı amellerden daha üstündür.”[3]
Müşriklerin, Amr b. Abduved’in gölgesinde İslam’ı yok etme hedefiyle Medine sınırlarına kadar gelmeleri ve bitmez tükenmez ısrarlarının son bulması, yukarıdaki tarihî sözün hikmetini ortaya koymaya yetecektir. Diğer taraftan bu hadisenin gerçekleştiği zaman diliminde, İslam’ın yeni filizlenen bir din olması ve içinde barındırdığı münafıkların sinsi planlarının gerçekleşememesi, bu zaferin ne denli öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Hz. Ali (a.s)’ın hem Peygamber’in hayatı içerisinde, hem hayatından sonra defalarca İslam dinini yok olmaktan kurtardığını, böylelikle tarihî bir seyirle incelemiş olduk. Peygamber’in Medine’ye hicret ettiğinde ölüm yatağında yatan, Bedir’de müşriklerin büyüklerini öldürerek şimşekleri üstünde toplayan, Uhud’da Müslümanlar müşriklerin çemberi altında kalmasıyla firar ederken Peygamber’in yanından ayrılmayıp, kendisini ona siper eden, Hayber’de Yahudilerin geçit vermez kalesini fetheden ve kapısını zırh olarak kullanan ondan başkası değildi. Onun fedakârlık ve kahramanlıkları, ormanlar kalem, okyanuslar mürekkep olsa yazmakla bitmez, bitirilemez...
[1] - Bihar’ul-Envar, c.20, s.215; İbn-i Ebi’l-Hadid, Şerh-i Nehc’ül-Belâğa, c.4, s.244, İhkak’ul-Hak’tan naklen.
[2] - Bihar’ul-Envar; c.20, s.216.
[3] - Müstedrek-i Hâkim, c.3, s.32.
“La fetta illa Ali, la seyfe illa Zülfikâr” (Ali’nin üstüne yiğit, Zülfikâr’ın üstüne kılıç yoktur)
Hz.muhammed (s.a.v) : Ey ali senin bu zaferin ümmetimin kıyamete kadar olan ibadetinden daha yücedir
Etiketler:
din,
hz. ali,
Hz.Ali'nin Bir Kılıç Darbesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)